bolununsesi
Çekin, gönderin, yayınlayalım

Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Hani minareler süngümüzdü!

Doğruları söylemek lazım

Kamuran Alagözoğlu

kamuran@bolununsesi.com

Yaka Musluklar Köyü?nde kümes yapmak isteyen bir vatandaş, yasalara uygun bir şekilde ruhsatını alarak kümes yapmak için Bayındırlık?a müracaat ediyor. Bayındırlık Müdürlüğü, zemin etütleri v.s. derken bir sürü yere para yatırıyor. Tam inşaat ruhsatını almak üzereyken, ?Sen buraya kümes yapamazsın? deniliyor. Bayındırlık Müdürlüğü yetkilileri bile bizzat devrede ve kümes inşaatı başlamadan durduruluyor.

Köylü Veysel Dayı saf ve temiz. Kümes yapacağı tarlasının yanı başında Amerikalılar?ın arazi aldığını biliyor. Hakkını arama noktasında ise Bayındırlık?tan ruhsat almak için harcadığı paralarını geri istiyor. Ama onu da alamıyor.

Uzun bir araştırmanın sonunda öğreniyoruz ki; buraya turizm tatil köyü adı altında bir tesis yapılacak, ama esas amaç KİLİSE kurmak. Bu işin öncülüğünü de; yaklaşık 11 yıldan beri Bolu?da oturan, uzun bir süreden beri misyonerlik faaliyetleri yürüttüğü bilinen Brad Foreman isimli Amerikan vatandaşı yapıyor.

Bu konuda Gazetemizin bomba gibi özel haberinde tüm ayrıntıları bulabilirsiniz.

-Hayırlı olsun Yaka Musluklar?a kurulacak olan ?Yeni Umutlar Kilisesi?! Ve benden selam olsun, Müslüman Mahallesi?nde salyangoz sattıranlara! ?Minareler süngümüz!? diyerek şiir okuyanlara!

Rektör ortada kalakaldı

Sağcısı solcusu, dinlisi dinsizi... Rektörü kınayan kınayana. Bu kınamaların en önemlisi Rektörün sığınmaya çalıştığı sol cenahı temsil eden profesörlerin oluşturduğu dernekten geldi. TÜMOD Tüm Öğretim Üyeleri Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Tahir Hatipoğlu imzasıyla yazılı olarak gazetemize geçilen kınama metninde; Rektör Yaşar Akbıyık?ın acilen istifa etmesi istendi.

Sığınacak yeri kalmayan Rektör böylece ortada kalakaldı.

-Ne derler hani; Rektör?ün bu tavrını ne İsa anlayabildi, ne de Musa!

Yaylacılık mı? Yağmacılık mı?

Eskiden hayvancılığı teşvik etmek amacıyla, mülkiyeti Hazine?ye ait olan yaylalarımızda, hayvan otlatmak ve barındırmak için ahşap eğreti yapılar yapılmasına izin verilmiş.

Şimdi ise ne hayvan otlatan köylü kaldı, ne köy ineği, ne de köy tavuğu. O şirin görünümlü yayla evleri de kalmadı. Yediğimiz her şey olmuş suni. Gezmeyi ve dolaşmayı unutan tavuk kümeste, inek de ahırında. Önüne konulanı yiyor, sonra oturup şişiyor. Biz de önümüze konulanı yiyor, sonra da televizyonun karşısına geçip uyukluyoruz.

Rahmetli Yanık Hayri?nin 35 yıl önce attığı nutuk hala kulaklarımı çınlatıyor; ?Türkiye Cumhuriyeti Kanunları örümcek ağı gibidir. Enayiler takılır kalır. Uyanıklar üzerinden geçmesini bilir!?

Uyuyanlar uyumaya devam ededursun, uyanıklar malı götürüyor.

Yağmacılık sadece yayla evlerinde değil, her alanda tüm hızıyla devam ediyor.

Geçmişten günümüze, ne güzel anlatmış şair;

Köroğlu'na Dair
Benden selâm olsun Koç Köroğlu?na,
Şimdi devir başka, zaman değişti.
Karga konar kır atların beline,
Arpa bulunmuyor, saman değişti.

Gayri ne Kenan var, ne Demircioğlu,
Tarihe karıştı, Ayvaz?la Hoylu,
Herkes Bolu Beyi, her taraf Bolu,
Yiğitlik kalmadı, insan değişti.

Sır tutmuyor suya giden testiler,
Kılınçları müzelere astılar,
Çamlıbel?in çamlarını kestiler,
Dağlar çıplak kaldı, orman değişti.

Kale yoktur, ok atılmaz burçlardan,
İnsanoğlu yüksek uçar kuşlardan,
Boz tavşanlar haraç alır kurtlardan,
Erlik başkalaştı, meydan değişti.

Kervan geçmez, uçurdular hanları,
Hile satar asrın bezirgânları,
Banka kurup biriktirdik kanları,
Dertler yenilendi, derman değişti.

Tad bozuldu, küp kokutur turşular,
Haydutlara yatak oldu çarşılar,
Şişkin cüzdan bin belâyı karşılar,
Boynuzlar göz oldu, kalkan değişti.
Abdurrahim Karakoç

Minik kuşlar yanlış görmüş

Kırmızıda geçen sürücüyü, trafikçilerimiz göz doktoruna yeniden muayene olmaya yolluyorlar. Hastanede muayene olma eziyetini bir kez yaşayan sürücü de, bir daha kırmızıda geçmemeye tövbe ediyor. Benim minik kuşlarımı da bir göz doktoruna göstermekte fayda görüyorum. Geçen haftaki ?Abdest tutmayınca dua da tutmadı? başlığıyla yazdığım yazıdaki kapıda görülen kişi AKP İlçe Başkanı İsmail Gezgin değilmiş.

-Allah, minik kuşu ıslah etsin, beni de affetsin.

Rektör Akbıyık döneminde değilmiş

Geçen haftaki, ?Öpün Ahmet Abi?nin elini? başlıklı yazımın bir bölümünde, Üniversite?ye gazete basım borcu olan bir gazete sahibinin, 5 kuruş ödeme yapmadığı halde, Rektörün makamından çıkmadığını yazmıştım.

Rektör Akbıyık sadece bu bölümle ilgili açıklama göndererek, ?Rektör olarak göreve başladığım 18 Şubat 2002 tarihinden bu güne kadar, Üniversitemiz basımevinde, gazetede belirtildiği gibi yerel bir gazetenin basımı yapılmamıştır. Dolayısı ile herhangi bir basın kuruluşu ile Üniversitemiz arasında borç- alacak ilişkisi de bulunmamaktadır? diyor.

Hatırlanacağı üzere Boluspor Kasımpaşa?ya şampiyonluk maçına gitmeye hazırlanırken, geçmiş yönetimlerden kalan bir borç için, şampiyonluk maçı falan dinlemeyen bir avukat, Boluspor Kulübü?ne icraya gelmişti. Başkan Necip Çarıkçı ve Yöneticiler, bu borç bizim zamanımızdan değil. O zaman başkan kimse borcu o ödesin? diyemediler ve bu borcu ödediler. Çünkü kurumlarda borç ve alacaklar yeni yönetimlere devrolur.

Benim bahsettiğim söz konusu borç, tabii ki geçmişten gelmektedir. Rektör Bey kendi döneminden olmayan Üniversite?nin alacaklarına, Rektör seçildiği gün genel af çıkarıp bir günde silivermiş midir? Şayet böyle bir borç yok diyorsanız, bu borcun nasıl, ne zaman ve ne şekilde ödendiğini de öğrenmek isterim.


Yazarın diğer yazıları:

| Aktaş Mh. Taşhancılar Cad. No: 10 - BoluTel: 0374 212 88 66Faks: kamuran@bolununsesi.comEmail: kamuran@bolununsesi.com |
Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak