bolununsesi
Çekin, gönderin, yayınlayalım

Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

İmparator şampiyon yap bizi…

Muharrem Demirel

—Hacı ne geçirdi be!

“Hacı kim? Golü Erdem attı abisinin” dediğimde, bizim birader Emin’in aklının, iftar açtığımız kebapçıda kaldığını anladık.

Biraderin aklı hesapta kalmış olmalı ki, maça iyi motive olamadı.

Ancak Boluspor hiç bizim Emin gibi değildi. Maça müthiş motive olmuştu.

Maç kadrosu yine değişikti. Ancak bize “bir kadro yapın” demiş olsalardı herhalde bundan farklı bir kadro yapmazdık.

Ancak bir tek Âdem DURSUN konusunda şerh koyardık o kadar.

Şimdi “ Ya Hocam! Hamama gidiyorsun kurna beğenmiyorsun. Düğüne gidiyorsun zurna beğenmiyorsun.” diyebilirsiniz.

Olsun!

Ben, her kim tarafından yapılırsa yapılsın, eleştirilerin ve yapılan yorumların etkili olacağına inanıyorum. Ve olmuş da.

Şimdiye kadar, takım, sahaya hocamızın kafasındaki oyun anlayışına uygun futbolcularla çıkıyordu.

Ancak Hacettepe maçında, futbolcuların yapılarına uygun bir anlayışla sahaya çıkıldı.

Bu değişiklikler etkili oldu mu?

Bence oldu. Orta sahada İbrahim YAVUZ ve yoruluncaya kadar Fatih GÜL oyuna hem defansif, hem de ofansif anlamda katkı sağladılar.

Bu iki futbolcunun oluşu, ofansif yanı kuvvetli olan futbolcularımıza, daha rahat hareket edebilmelerine ve kişisel yeteneklerini ortaya koymalarına fırsat tanıdı.

Bu maçta da ilk 25 dakika müthiş oynadık. Topun kaybedildiği yerde, savunma anlayışını müthiş uyguladık. Hacettepe’ye oyun kurdurma fırsatı tanımadık.

Ancak kazandığımız penaltı atışı ve Hacettepeli Celal’in oyundan atılmasının ardından yine eski Boluspor’a döndük. Kaçan penaltı ve ardından gelen pozisyonları golle değerlendiremeyişimiz Hacettepe nin direncini artırdı.

Ancak biz, eksik kalmış rakibimizin bu durumundan tam manası ile faydalanamadık. Geniş alan bulduğumuz bu anlarda ve rakip ceza alanına bolca girdiğimiz zamanlarda, ileri uç elemanlarımız bireysel yeteneklerini ön plana çıkarıp son vuruşları yapamadılar.

Bu dakikalarda Lika nın sol kanattan taşımış olduğu pozisyonlar cömertçe harcanmasaydı belki de ligin gol rekoru kırılacaktı.

Bu maçta hakikaten çok pozisyona girdik. Ancak bu pozisyonlar bizim geliştirdiğimiz olgun ataklarla değil, 10 kişi kalan rakibimizin çıkışta kaptırmış oldukları ve savunma dengelerinin bozulduğu zamanlarda gerçekleşti.

Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi bu maçı farklı bir skorla kazanabilirdik. Ancak berabere de bitirebilirdik. Hacettepe oyunun son bölümlerinde, canlarını dişine takarak,”ya herro ya merro.” diyerek oynamaları, zaman zaman kalemizde tehlikeli anlar yaşattı.

Önemli olan bu maçın hangi şartlarda olursa olsun kazanılmasıydı ve kazanıldı da. Ve bu sonuç herkese moral verdi.

 Oyun direncimizin ve mücadele gücümüzün artmış olması ve bu galibiyetin moral motivasyonumuzu artırmış olması işin sevinilecek yanıydı.

Yarenlerin Teknik Direktörümüz Sayın Coşkun DEMİRBAKAN’a, “İMPARATOR ŞAMPİYON YAP BİZİ. CEHENNEMDE YAK BİZİ.” Tezahüratları, hocaya inanmışlıklarının bir göstergesiydi. Maç boyunca devamlı tezahürat yapmaları sahada oynayan futbolcularımız için ayrı bir motivasyon oldu.

Mevcut belayı defetmek…

Yukarıda da belirttiğimiz gibi bu maça gelinceye kadar, hocamız futbolcuların ruhuna ve şu andaki durumlarına uygun bir anlayışın hâkim olduğu bir takımı sahaya sürmüyordu.

Kendi anlayışının hâkim olduğu bir takımı sahaya sürüyordu.

Hocamızın engin futbol anlayışı, belki ilerleyen zamanlarda haklılığını ortaya çıkarabilir ve çıkarırdı da.

Ancak tahammüllerin az olması, hocamıza kendisini haklı çıkaracak olan o gerekli zamanı verir miydi?

Çünkü hocamızın kafasındaki anlayışı sahaya yansıtabilecek bir oyun tarzı için, futbolcularımız önce bedensel sonra beyinsel olarak hazır değillerdi.

Yaptığımız maçlar da, kendilerine inandığımız futbolculardan istediğimiz ölçüde faydalanamıyorduk.

Oyunun kaderini değiştirebilecek özellikte olan futbolcularımızın, maç kondisyonları istenilen seviyede değildi.

Bu eksikliklerimize rağmen, oyunu dar alanda değil de, geniş alanda oynadığımız zamanlarda oyuncularımız oyundan düşüyor ve rakiplerine pozisyon veriyorlardı.

Sonra varın düşünün, orta sahadan serbestçe geçen rakiplerimizin, kalemizi ve defansımızı ne kadar zorladığını.

Varın düşünün takımın savunma anlayışında karşılaştıkları zorlukları.

Hocamıza inanıyoruz. Ancak, “Mevcut belayı defetmek, gelecekteki menfaati celbetmekten daha iyidir.” Sözünü de iyi analiz ettiğini zannediyoruz.

Çünkü Hocamızın, yarınlarda muhteşem bir Boluspor izlettirmesinin yolu, şu anki belayı defetmesinden geçiyordu.

O bela da, hocamızın kafasındaki oyun sisteminin Hacettepe maçı öncesi bir işe yaramadığıydı.

Ancak görüldü ki; tam manası ile hazır olmayan takımımızın orta sahasını, istenilen seviyeye gelinceye kadar kalabalık tutan bir anlayışla sahaya çıkmamız ve oyunun kaderini değiştirebilecek oyuncularımıza rahat ortam sunmamız, gol yollarında etkili olmamıza neden oldu.

Kısacası; buradan bakıldığında futbolcuların yapısına ve şu andaki form durumları değerlendirildiğinde, hocamızın sistemi bir defa daha gözden geçirmesi ve kafasındaki sistemle değil, futbolculara uygun sistemle sahaya çıkması hastalığımıza ilaç gibi geldi.

Çünkü grip(!) futbolculardan başlayarak yönetime, basına ve taraftara yayılıyordu. Ancak Yarenler in bu konuda aşılı(!) olmaları fazla yayılmasını engelledi. Ve

Nezle(!) ya da grip(!) gibi basit hastalıkların, zatürre gibi ölümcül bir hastalığa dönüşmesinin önüne geçildi.

Hocamızın üstünde bir futbol bilgisine sahip olduğumuz söylenemez. Bizim ki sadece bir sohbet o kadar!

Biz şikâyet makamıyız. Çözüm makamı ise Karaçayır da.

NOT: Cuma günü, “ÇORBACILARDA YAZIYOR” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.


Yazarın diğer yazıları:

| Aktaş Mh. Taşhancılar Cad. No: 10 - BoluTel: 0374 212 88 66Faks: kamuran@bolununsesi.comEmail: kamuran@bolununsesi.com |
Abant Butik Otel Abant Otel Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak