BolununSesi, ne belediyeden, ne de devletten 1 krş. almadan, tenezzül bile etmeden yaşayan TEK gazetedir

KISSADAN HİSSE ANLAYANA

    21 Ağustos 2025
    Kargayla Kan Davası.: 3 Yıllık Trajikomik Bir Hesaplaşma Üç yıl önceydi. Eşimden yeni ayrılmıştım. Hayatımı yeniden kurmak için merkezi bir semtte küçük bir eve taşındım. Yatak odası vardı ama kullanmıyordum.; Çalışma odasındaki kanepe ve battaniye yeni hayat düzenim olmuştu. Yetiyordu bana… Ta ki sabah 5.20'ye kadar. Daha halk arasında “karga bokunu yemeden” denilen vakit… Ama bu karga çoktan yemişti. Camın önündeki ağaca tüneyip gak gak bağırıyordu. İlk sabah.: Sabrettim. İkinci sabah: “Git ulan.!” dedim, gitmedi. Üçüncü sabah.; Maşrapayla su attım, nafile. Dördüncü sabah.: İçimdeki köylü çocuğu uyandı. Ağaca çıktım, yuvasını bozdum. Ve işte o sabah hayatım değişti. O günden sonra aramızda adı konmamış bir savaş başladı. Yeni yuvasını ağacın en tepe, en ulaşılmaz dalına yaptı. Her sabah 5.20’de tekrar orada. Penceremin tam önünde. Bazen yatak odasına geçiyorum, bu sefer oraya geliyor. Sanki yer değiştirdikçe o da taktik değiştiriyor. Derken başka bir cephe açtı.: Arabam. Mahallede herkesin arabası pırıl pırıl, benimki her sabah karga bokuyla imzalanmış gibi. Bir gün camdan izledim.; Arabayı park ettikten 10 dakika sonra geldi, pisledi, gitti. İnanmayacaksınız ama araç değiştiriyorum, fark etmiyor. Clio, Fluence, Captiva, Bayon, City… Sıfır araç, ikinci el, ikame araç… Hepsi aynı kaderi yaşıyor. Artık arabanın plakası mı, ruhsatı mı, beni mi tanıyor bilmiyorum. Ama hedefte hep ben varım. Barışmak istedim. Camın kenarına ekmek, su, zeytin, hatta kedi maması koydum. Görmedi bile. Belki de gördü ama görmezden geldi. Göz göze geldiğimiz anları unutamıyorum. Gözlerinde kin, hesap, sabır… Hepsi vardı. Ruhsatlı tüfeğim var, evet. Ama bugüne dek hiçbir canlıya silah doğrultmadım. Bu başka. Bu bir hayvan değil… Bu, bir hesaplaşma gibi. Sabahları başarı motivasyonuyla değil, bir karganın bağırtısıyla uyanıyorum. Alarm kurmasam da 5.20’de gözüm açılıyor. Günler geçtikçe üstünlük onun eline geçti. Arabamı, evimi, uykumu ele geçirdi. Annemin arabasını bile getirsem fark etmiyor: Ertesi sabah bok içinde. Artık takip edildiğimi hissediyorum. Camdan baktığımda orada… Yukarıdan bana bakıyor. Yuvası eskiden ağacın alt tarafındaydı. Ulaştım, dağıttım. Ama şimdi.? En tepedeki daldan tüm evi denetliyor. İmkânsız bir yere taşındı. “Sapanla vur” diyenler oldu. “Havalı tüfekle indir”, “Sık geçsin gitsin…” Ama mesele bu değil. Mesele tüfek değil, vicdan. Evet, ruhsatlı iki tüfeğim ve bir silahım var. Ama ben onları taşımıyorum, onların sorumluluğunu taşıyorum. Benim derdim bu kargayla savaşmak değil… Anlaşmak. Ama olmuyor. Defalarca barış eli uzattım. Görmedi. Kabul etmedi. Küstü belki. Belki de affetmedi. Ama savaş da istemiyorum. Mia’nın cam kenarına koyduğum mamaları bile kurudu. Yine de umut ediyorum. Hayalim.: buraları terk edip Çanakkale’ye yerleşmek. Ama bazı arkadaşlar “Oraya da gelir” diyor. Ve içten içe hak veriyorum. Bu savaş sadece mekâna bağlı değil. Bu, bir bağ gibi. Takipten vazgeçmiyor. Her sabah aynı hikâye. 5.20’de uyansam da alarm kuruyorum. Artık refleks olmuş. Alarm olmasa da “gak” sesiyle uyanıyorum. Yastığın altına kafamı sokuyorum ama olmuyor. Biliyorum, kulağa komik geliyor. İnsan bir kargayla nasıl savaşır diye düşünülüyor. Ama yaşıyorum ben bunu. Ve itiraf edeyim, komik olduğu kadar yıpratıcı. Bu yüzden kan çıksın istemiyorum. Benim ömrüm yetmez böyle bir kan davasına. O 200 yıl yaşar. Ben 70 yıl. Böyle bir davaya evlat bırakacak halim yok. Ama şunu söyleyeyim: Bu bir düşmanlık değil, bir direniş. Bu bir zafer değil, bir yaşama biçimi. Ve ben her sabah aynı gak sesiyle, aynı mücadeleye yeniden başlıyorum. Kıssadan Hisse.: Her sabah bağıran kargaya kızarsın, ama aslında uyanmanı sağlayan odur. Hayat bazen huzuru değil, alışmayı öğretir. Kin güden bir karga bile seni hayatla yüzleştirebilir. O yüzden, her düşman bazen bir öğretmendir, Ve her gaklayış, kaderin tokadıdır...!!!
    • hissedar22 Ağustos 2025 . 11:39

      Doğada ve (insanlardan farklı olarak) onun diğer canlılarında "doğru" diye bir kavram yoktur. Sadece gerçek vardır. Ve o gerçek, doğada devranın merhamet ve hak ile dönmediği, yaşam döngüsüne hükmeden tek unsurun "güç" olduğudur. Karga yerinizde olsaydı yaşamındaki bu sorunu çözmek için sizi o tüfekle vurur ve sorunu geride bırakarak yaşamına devam ederdi. Doğada bir canlının düşmanı onun öğretmeni değil azrailidir, katilidir(ve doğada bu kötü bir şey de değildir). Ölüm de doğada bir trajedi/dram değil, ağaçtan yaprağın düşmesi, havanın kararması, yağmurun yağması, güneşin ısıtması, toprağın buharlaşması kadar sıradan bir gerekliliktir ve zorunludur. Olup biten her şey kadar tekdüze, olağan ve doğaldır.. Doğmuş olanın yaşamdan nihai hissesi ölümdür! Şimdi; “Doğa yasasına uy: Vur kurtul!” desek vidansız azmettirici olarak linçleneceğiz. Éé!.. Kargayı mahkemeye de veremeyeceğimize göre; what’s is the solution!?

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

    Erpiliç

    GÜNÜN SÖZÜ

    Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar.

    SON YORUMLAR
    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Abant Pansiyon